Tastikçi veya Trol, yalnızca bir fikri destekleyen kişiler değildirler; aynı zamanda algıyı yöneten, gerçeği eğip bükebilen ve çoğu zaman olmayanı olmuş gibi gösterebilen bir mekanizmanın parçasıdır. Öyle ki, bir insan ne kadar başarılı olursa olsun, eğer onu doğrulayan bir çevresi yoksa, yaptığı işler çoğu zaman görünmez kalır. Buna karşılık, ortada kayda değer bir başarı olmasa bile, güçlü tastikçiler veya troller sayesinde kişiler olduğundan çok daha büyük, etkili ve başarılı olarak algılanırlar.
Bu durumu daha iyi anlayabilmek için ‘Yalancı Ahmet Ağa’ hikâyesi dikkat çekici bir örnektir. Ahmet Ağa, sürekli abartılı ve gerçek dışı hikayeler anlatan birisidir. Ancak onu asıl ünlü yapan, anlattıklarının doğruluğu değil, yanında taşıdığı ve kimsenin bilmediği tastikçisi veya trol udur.
Kahvede toplanan insanların önünde ne kadar akıl dışı bir hikaye anlatırsa anlatsın, itiraz edenlere karşı Tastikçi veya Trol hemen devreye girer ve mantık dışı açıklamalarla dinleyenleri ikna eder. Tastikçi ve Troller çok zeki ve akıllı insanlardır.
Yalancı Ahmet Ağa kahvede oturmuş kalabalık bir topluluğa anlatıyor;
“Geçenlerde ava gittim. 600 metre uzakta otlayan geyiğe elimde ki mavzerle bir el ateş ettim. Geyik yere düştü. Yanına gittim baktım ki, geyik sağ arka ayağının tırnağı ile sağ kulağından vurulmuş.”
Haydaaa. Herkes itiraz ediyor tabi; “Ama nasıl olur? Tek kurşun atıyorsun, hem arka bacağının tırnağından, hem de kulağından nasıl vuruyor sun geyiği?” diye.
Yalanı söyleyen Ahmet ağa daha hiç söze karışmıyor. Tastikçisi Süleyman da orada yanda diğer insanlar gibi dinliyor ya, hemen devreye giriyor ve açıklık getiriyor;
“Beyler siz inanmıyorsunuz ama, geyik sağ arka bacağını kaldırmış kulağını kaşıtırken, Ahmet ağa da tam o anda tüfeği ateşler ve geyik sağ arka ayak tırnağı ile sağ kulağından vurulur.” Der. Mantık sınırlarını zorlayan bu açıklama, gerçekliği değil, ikna ediciliği esas alır ve herkesi inandırır. Bir de Yalancı Ahmet Ağaya saygı duyarlar.
Buyurun… şimdi siz inanmayın hadi ! Ne kadar mantıklı bir tasdik değil mi?
Eskiden ‘TASTİKÇİ’ dediğimiz, ‘TROL’ ların yaptığı iş çok önemlidir. Bedava da olmaz, hem de öyle az paraya da olmaz.
Başlamışken Yalancı Ahmet Ağanın bir yalanını ve tastikçisini daha anlatayım;
Eskiden Karadeniz de ormanda yüksek ve çok büyük gürgen ağaçlarının üstüne halat atar çıkarlar ‘PETEK’ dedikleri kara kovan kurarlardı. Her şeyi doğal bal yapardı arılar içinde.
Yine kahvede millet dinlerken Ahmet ağa başlıyor anlatmağa; “Halat attım, gürgen ağcının üzerine çıktım. Ağacın tepesinde küçükken bir dalı kırılmış ve bir ara yeri çürümüş, çukur oluşmuş. Yağan yağmur suları bu çukura yığılmış ve orada göl olmuş. Bir baktım, bu gölün içinde koskoca bir balık, o yana bu yana yüzüyor. Balığı yakaladım ve öğle yemeği olarak yedik."
Yine herkes itiraz etmiş tabi “Hadi su göl oldu, ağacın tepesine balık nasıl çıkıp göle girdi? Sen yalan söylüyorsun” Demişler. Hemen Tastikçi Süleymen, şimdiki Trol yine devreye girmiş;
“Beyler yanılıyorsunuz, kuş derede bir balık yakalar. Götürürken, o gürgen ağacının üstünden geçer ve tam o su birikintisinin üzerine gelince, balık ağzından kayar, yere düşerken o küçük göle denk gelir. Orada kalır, büyür ve sonra da Ahmet Ağa rastlar ve balığı yakalar.” Der. Nerde ise şimdi benim bile inanasım geliyor.
İster inanın ister inanmayın, benim hiç tastikçim olmadı. Onun için bir baltaya sap olamadık.
Bu hikayeler, aslında günümüz dünyasının da bir yansımasıdır. Özellikle dijital çağda, sosyal medya ve iletişim araçları sayesinde tastikçilik yanı trolluk kurumsallaşmış, sistematik bir hal almıştır. Artık bireyler ya da gruplar, gerçeğe zıt olarak, oluşturdukları destek ağı sayesinde kitleleri etkileyebilmekte, algıyı yönlendirebilmekte ve hatta gerçeğin önüne geçebilmektedirler.
Burada asıl sorgulanması gereken nokta şudur: Başarı gerçekten neye dayanır? Gerçek emeğe mi, yoksa onu görünür kılan ve doğrulayan bir çevreye mi? Eğer ikinci seçenek daha belirleyici hale gelmişse, bu durum toplumun değer yargıları açısından ciddi bir soruna işaret eder.
Sonuç olarak, 'TASTİKÇİ-TROL' olgusu yalnızca bir halk hikayesi unsuru değil, aynı zamanda modern toplumun işleyişine dair önemli bir göstergedir. Gerçeğin değil, onu destekleyen seslerin öne çıktığı bir düzende, hakikatin kendisi, giderek daha fazla gölgede kalır. Bu nedenle bireylerin yalnızca anlatılanlara değil, anlatılanların nasıl ve kimler tarafından desteklendiğine de dikkat etmesi gerekir. Saygılarımla...
Bu hikayeler, aslında günümüz dünyasının da bir yansımasıdır. Özellikle dijital çağda, sosyal medya ve iletişim araçları sayesinde tastikçilik yanı trolluk kurumsallaşmış, sistematik bir hal almıştır. Artık bireyler ya da gruplar, gerçeğe zıt olarak, oluşturdukları destek ağı sayesinde kitleleri etkileyebilmekte, algıyı yönlendirebilmekte ve hatta gerçeğin önüne geçebilmektedirler.
Burada asıl sorgulanması gereken nokta şudur: Başarı gerçekten neye dayanır? Gerçek emeğe mi, yoksa onu görünür kılan ve doğrulayan bir çevreye mi? Eğer ikinci seçenek daha belirleyici hale gelmişse, bu durum toplumun değer yargıları açısından ciddi bir soruna işaret eder.
Sonuç olarak, 'TASTİKÇİ-TROL' olgusu yalnızca bir halk hikayesi unsuru değil, aynı zamanda modern toplumun işleyişine dair önemli bir göstergedir. Gerçeğin değil, onu destekleyen seslerin öne çıktığı bir düzende, hakikatin kendisi, giderek daha fazla gölgede kalır. Bu nedenle bireylerin yalnızca anlatılanlara değil, anlatılanların nasıl ve kimler tarafından desteklendiğine de dikkat etmesi gerekir. Saygılarımla...


