SAYFALAR

27 Nisan 2013 Cumartesi

DİKİNE DURURSA

Üç kafadar öğrenci okuldan çıkıp evlerine giderken kendi aralarında şöyle konuşuyorlar.
Birincisi
- Arkadaşlar bu akşam bir araya gelip ders çalışalım.
İkincisi
- Hayır sinemaya gidelim.
Üçüncüsü
- Oyun oynayalım.
İkinci
- Oyun mu oynayalım? Sinemaya mı gidelim? Ders mi çalışalım?
Tekrar birinci
- Yazı-tura atalım.
- Evet atalım. Yazı gelirse sinemaya gideriz. Tura gelirse ders çalışırız.
Üçüncü itiraz eder
- Hayır öyle olmaz. Yazı gelirse sinemaya gideriz. Tura gelirse oyun oynarız. Para dikine durursa ders çalışırız. der ve teklifi arkadaşları tarafından kabul olur.
 

26 Nisan 2013 Cuma

ŞOFÖR YOK

İki katlı otobüs ilk çıktığı zamanlar Ulusoy firması bir tane iki katlı otobüs alır ve ilk seferini kendi memleketi Trabzon'a yapar. Bedava olarak hemşerilerini memlekete getirir. Getirir fakat yolda başlarına gelene bakın. Otobüsün içinde alt katta oturan yolcular türküler söyleyip eğlenerek giderlerken, üst katta oturan yolculardan hiç ses gelmiyor. Muavinlerden birine "Çık bak bakalım üst kat yolcular eğlenceye neden katılmıyorlar? Ne alemdeler? Sor bakalım" der. Çift katlı otobüsün kaptanı. Muavin üst kata çıkar bakar ki yolcuların hepsi pür dikkat koltuklara yapışmışlar. Gözleri ilerde hiç ses çıkarmadan öylece büyük bir korku ve panik içinde duruyorlar. Muavin soruyor "Sizlere ne oldu? Niçin eğlenmiyorsunuz? Bu haliniz ne?" diye. Yolcular elleri ile işaret ederek "Suuus, Üç saatten beri otobüs şoförsüz gidiyor. Bakalım sonumuz ne olacak" diyorlar. Meğerse Şoför altta oturuyor ya, üst katta ki yolcular şoförü göremeyince otobüs şoförsüz gidiyor sanarlar.

25 Nisan 2013 Perşembe

BİR DEFA

Adamın 25 yaşlarında bir oğlu varmış. Bu oğluna her ne söylerse tersini yaparmış. Oğlum ışığı söndür derse, O yakarmış. Otur derse kalkarmış. Hiç daha dediğinin doğrusunu yaptığı görülmemiş. Bir gün baba oğul eşeklerine buğday yüklemişler, üçü birlikte gidiyorlarmış. Yol üzerinde ki dereye dalıp karşıya geçerken, adam biraz geri kalmış. Eşek ile oğlu önünde gidiyorlarmış. Adam arkadan bakınca görmüş. Eşeğin eğerine bağladıkları ip çözülmüş, buğday çuvalı da açılmış, buğdaylar dereye dökülecek. Adam bakmış, yanına giderse geç kalacak. Eşeğin yanında olan ve dediğinin hep tersini yapan oğluna seslenmiş. "Oğlum eşeğin eğerinde ki buğday çuvalının iplerini çöz de dökülsün" Hanı öyle diyor ki 'tersini yapıp bağlasın da dökülmesin' diye. Oğlu da ipi çektiği gibi çuvalı çözüyor ve bütün buğdayları dereye döküyor. Adam bir bakıyor ki bütün buğdayları dere almış götürüyor. "E.. aptal oğlum ne yaptın?" diyor. Oğlu da babasına "Baba, ömrümde bir defa senin dediğini yaptım. İşte. O da yanlış oldu. Ne yapayım?" diyor.