Seksen
yaşlarında bir Dede, eskiden bekar delikanlıyken sevgilisiyle çektiği sevdalıklarını, yaşadığı heyecanlı zamanlarını düşünür ve çok duygulanır.
Yine seksen
yaşlarında ki hanımı Nene ye; “Eskiden birlikte geçirdiğimiz o bekarlık günlerimiz, o gizli gizli buluşmalarımız aklıma geldi ve ben çok etkilendim. Sen o günleri hiç özlemedin mi?” diye sorar.
Nene
de “Ah herif hiç özlemez miyim. Neydi o dere kenarında ki kaçamak buluşmalarımız? Kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpardı.”
diye Nene de hatırlayıp söyleyince, Dede iyice ipin ucunu kaçırır ve;
“Yarın
o gençliğimizde buluştuğumuz yere, yine o eskisi gibi ayrı ayrı gidip te gizli buluşalım. O heyecanları yeniden bir daha yaşayalım Hatun.” Der.
Nene de; “Peki herif, çok iyi olur.” Der.
Ertesi
gün olur. Dede Nene den habersiz en güzel takım elbisesini giyer. Kravatını
takar. Çiçekçiden de kendine yakışan bir demet yaptırır ve doğruca Nene
ile ilk buluştuğu dere kenarında ki o yaşlı söğüt ağacının altına gider. Bekler, bekler,
bekler. Akşam olur fakat yok. Nene gelmez.
Dede öyle
pişman geri eve gelir bakar ki Nene de en yeni elbiselerini giymiş, oturmuş başını eğmiş evde
ağlıyor.
“Ne
oldu niçin ağlıyorsun? Hanı dere kenarına gelecektin, niçin gelmedin Hanım?” diye sorar Dede, Nene ye.
Nene başını kaldırır, gözlerini kurular ve cevap verir: “Annem yollamadı.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder