SAYFALAR

8 Mart 2018 Perşembe

TELEFONLA DOLANDIRICILIK


Bir Polis arkadaşımın paylaşımıdır. Lütfen bu yazıyı mutlaka dikkatli okuyun....
Çarşamba günü öğle saatlerinde evde telefonumla arama yapamadığımı farkettim.Birkaç kişi whatsapptan seni arıyoruz neden açmıyosun diye yazınca aranabiliyor olmama şaşırdım fakat hatlarda problem olduğunu düşünüp önemsemedim.Aradan geçen 1-2 saat sonra TEB bankasından arka arkaya krediniz onaylanmıştır,şu hesaba 38.000 eft yapılmıştır şeklinde mailler aldım.Önce hatalı mail olacağını düşündüm hemen internet bankacığına girdim.Fakat herzamanki şifremi yazmama rağmen hatalı şifre veriyordu. içimi bi huzursuzluk kapladı.Hala arama yapamıyor olunca  apar topar kendimi bankaya attım. Hesabım incelendi ve bunun doğru olduğunu hesabımdan tüm para,kmh hesabı,kredi kartı nakit avans çekildiği ve artı olarak internet bankacılığından anında tek tuşla onaylı kredi ile 20.000 kredi çekildiği bilgisi verildi. Banka görevlisi  genel merkezi aradı. Onlar " Gizem Aksoy’un bankamıza ait numarasından bu işlem için bilgilendirme araması yaptık ve bu işlem bilgim dahilindedir onayıbizim  aldık"dedi!!!  Ben bu nasıl olur diye  krizlere girip telefonumla saatlerdir arama yapamadığımı ve arama alamadığımı söyledim.Derhal karakola gidip savcılık yazısı getirmemi paranın karşı bankaya geçtiğini ama işlemin usulsüz olduğunu bildirip bloklanabileceğini söyledi. Ben karakola koştum.Benim ardımdan banka müdürü karakola geldi ve tüm dökümlerimi karakola iletti.Polis sim kartımın kopyalandığını ve bunların bir dolandırıcılık çetesi olduğunu söyledi. Hemen Turkcell’i aradım ve asıl şoku yaşadım. Müşteri hizmetleri öğlen sıralarında İstanbul Pendik Turkcell şubesinden  yedek sim kart çıkarıldığını,o sim kart bir telefona takıldığı an benim hattımın bloke olduğunu belirtti.Normal şartlarda kimlik ve hat sahibi olmadan asla böyle bi işlem yapılamayacağını bunun için şubeye dair acil inceleme başlattıklarını bildirdiler.Yani anlayacağınız birisi benim adıma yedek hat alıp banka ile  Gizem Aksoy'um diye konuşmuş bile!!!... Sonuç olarak savcılık raporu ile işlem şuan bloklandı,araştırmalardan sonra paranın hesabıma geçmesini umuyorum.Fakat ben yarım saat daha gecikmiş olsaydım banka kapanacak ve o para çoktan kontrolden çıkmış olcaktı... Tabi ki bu işin peşini bırakmayıp başta Turkcell ve TEB bankasına yetersiz güvenlik sebebiyle büyük bi dava açacağım.Ama bu konuda herkesi dikkatli olması için bilgilendirmek istedim. Çünkü polis yavaş yavaş bu olayın yayıldığını belirtti. Artık bu hayatta nasıl güvenli yaşayacağız orası büyük bi soru işareti...?”

POLİS EMEKLİLERİ VE HABER PORTALINDAN ALINTIDIR.

4 Mart 2018 Pazar

TEŞKİLATI MAHSUSA

Yazmak gereği duydum. Çünkü herkes Osmanlı İmparatorluğunun İstihbarat Örgütü olarak bilir ve öyle anlatırlar, Teşkilat-ı Mahsusayı. HAYIR efendim. Teşkilat-ı Mahsusa bir istihbarat örgütü değildir.

Ey tarihçiler, anlamadan yazmakla elinize ne geçiyor? Ne istihbaratı? Nerde istihbaratçılık yapmışlar? Eğer öyle istihbarat ağları olsa Osmanlılar yıkılırlar mıydı? Teşkilat-ı Mahsusa örgütü, dünyaya hükmeden bir Ülkenin battığını gören, bir kaç vatan perver kişilerin kurduğu, Batan bir ülkeyi kurtarma örgütüdür. İpek Mendil, Basmacı ve bunlara benzer bir çok başarılı operasyonlar bu örgüt tarafından yapılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu son zamanlarında, İmparatorluktan ümit kesildiği sıralarda, 1911 yılında Enver Paşa tarafından kurulmuştur. Örgütü idare eden Hüsamettin Ertürk Bey ve daha sonra Süleyman Askeri Beylerdir. Bu güne kadar hakkında ne bir belge, ne bir rapor, ne bir isim, ne bir yer, yurt, hiçbir şey ele geçmiş değildir. Amerika ve İngiliz araştırmacılar çok araştırmış arşivlerde veya başka bir yerde hiçbir kayıt bulamamış ve öğütün nasıl çalıştığı büyük bir merak konusu olmuştur.

Örgüt sadece Türklerden veya Türkiye’den ibaret değil; Libyalılar, Araplar, Afganlar, Türkmenler, Hintliler ve dünyanın her tarafından bu örgütün 40 binden fazla üyesi olduğu, örgüte üye olmayıp ta dışardan destekleyen sempatizan Ermeniler ve Rumların da oldukları bilinmektedir.

Çok sayıda Kürt vatandaşlarımız bu örgüte üyedirler. Erzincan-Brastikli Aziz Ağa örgütün üyesidir ve çok büyük hizmetler etmiş bir Kürt vatan perverdir. Ermeni Örgütleri yöneten ve hiç kimsenin öldürmeğe cesaret edemediği Kaçatur Pastırmacıyan'ı karargahında öldürerek Erzurum da ki Ermeni isyanlarını durdurmuş, Türk ve Kürt vatandaşlarını Ermeni zulmünden kurtarmıştır.

Örgüte üye bazı askeri Paşalar vatanı kurtarmak için mahiyetleri ile birlikte dağa çıkmış, uzun süre eşkıyalık etmişlerdir. (Bk. Resneli Niyazi Paşa.) Bu kişilerin hepsi vatan sevgisi ile yoğrulmuş kişilerdir. Mustafa Kemal, Mehmet Akif, Halide Edip ve bir çok kurtuluş savaşından tanıdığımız kişiler bu teşkilatın üyesidirler. Süleyman Askeri Bey savaştığı her cephede Fedai Taburları kurmuştu. "1000 yıldır bu topraklarda yaşıyoruz, bin yıl daha bu topraklarda olacağız. Vatan için ölmek bize şereftir. Allaha, Kur'an a ve Bayrağa yemin olsun ki, bize kefen biçenleri gömmeden ölmeyeceğiz." diye and içiyorlardı.

Üye olmak isteyenler gözleri bağlanarak bir yere götürülür. Orada Kur-anı Kerim üzerine el bastırılarak 'Tehlike sezildiği anda hangi şartlarda olursa olsun, hiç bir yerden emir beklemeden, vatanın kurtarılması ve korunması için ne gerekiyorsa onu yapacağıma yemin ederim.' Diyerek yemin eder örgüte üye olurlardı.
Kendilerine bir numara, tanınmaları için bir yüzük ve biri büyük biri küçük iki adet tabanca verilirdi. Büyük tabanca vatanı kurtarmak için düşmana karşı kullanılacak, küçük tabanca ise düşman tarafından deşifre edilip, düşman eline geçecekleri, yanı yakalanacakları zaman intihar etmek için kullanacaklardı.

Bu insanlar o zamanın şartlarında gece gündüz durmaksızın çalışmış ve bu vatanı bizlere bırakmışlardır. Yazıklar olsun bizlere ki o emanet edilen bu vatanı koruyamıyoruz. Türklerin Ülkesi, hiçbir zaman dışarıdan savaşla değil, hep içerden, kalleşlikle kandırılarak, kardeşi kardeşe vurdurarak yıkılmıştır. Bizim milleti kandırmak için iki cuma peşlerine camiye git tamamdır. Herkese saygı, sevgi ve selamlar.


1 Mart 2018 Perşembe

MERHAMET

Ey zavallı gariban Türk Milleti; gariban dedim, çünkü kendini acındır, vur kafasına lokmasını elinden al.

Bugün Kızılay’a giderken metroya bindim. Macunköyde vagona bir kız bir de erkek bindiler. İkisi de tanıdık simalardan, yanı dolandırıcı hırsızlar. Bayan usulen bir konuşma yaptı: “Biz öğrenciyiz. Kiramızı ödeyemediğimiz için müsaade ederseniz şarkı söyleyip para toplayacağız.” Dedi ve kimseden ses çıkmayınca da erkek arkadaşı bir gitar çıkarıp başladı lalettayin cang cung çalmağa ve biraz sonra da şarkı söylüyormuş gibi bağırmağa. Yukarıda ‘Gariban Türk Milleti’ dedim ya hemen vijdanları kabardı bizimkilerin, başladılar bayanın elinde ki torbaya para yardımı yapmağa. 5 lira 10 lira verenlerde oldu. Halbuki sen yine yardımını yap ta bir düşün veya sor “Siz evli misiniz? Yok. Kardeş misiniz? Yok. O zaman aynı evde nasıl kalıyorsunuz da kirayı ödeyemediniz?” Veya bu insanlar böyle söylüyor fakat ne kadar inandırıcı? Acaba kirayı ödeyemediklerini doğru mu söylüyorlar da sen bunlara para veriyorsun? Örgütler devamlı elemanlarını uyarırlar; “Para kazanmak için elinizden ne gelirse yapın. Bir gün kazanamazsanız öbür gün kazanırsınız.” Diyorlar. Her şeyi göze alıp soygunlar bile onlar yapıyorlar.

Belli ki Türk Milletinin iyi değerlerini, kötüye kullanarak bu yoldan da para kazanmak istiyorlar. Böylece de Türk Milleti merhametleri sayesinde trene biner hırsızlar tarafından kandırılıp soyulurlar. Gemiye biner dolandırıcılar tarafından kandırılıp soyulurlar. Okula gider öğretmenler tarafından kandırılıp soyulurlar. Camiye gider hocalar tarafından kandırılıp soyulurlar. Derneğe gider siyasetçiler tarafından kandırılıp soyulurlar. Caddeye çıkar düşmanları tarafından kandırılıp soyulur hatta vatanları bile ellerinden alınır. Neden? Çünkü duygusal sömürüye çok yatkındırlar. Merhametlidirler. Biri kendini acındırdı mı Türk Milleti neyi var neyi yok her şeyini verir. Evet merhametli olmak iyi bir şey fakat sonradan kendine 'Enayileri kandırdık' diye güldürmeyeceksin. Gerçekten ihtiyacı varsa yardım edeceksin. Dinimizde de zekat ve fitrelerimiz önce yakınlarımıza veya tanıdıklarımız ihtiyaç sahiplerine verilmez mi?


İnternete baktım bazıları da bu haberi ‘METRODA MÜZİK KEYFİ’ diye duyurmuşlar. Ne müziği, nasıl müzik onu anlayamadım. Güya çalgı gürültüsünün peşinden çakal sürüsü gibi bağırıyorlar. Sonra da ver paraları. 
Onun için tekrar acizane söyleyim; ‘bir şeyi yapmadan önce onu defalarca düşün ve o şeyi ondan sonra yap.’  Herkese saygı, sevgi ve selamlar.